İSMET ÖZEL KİTAPLARI
Benim çocukluğumda “ihtiyaçtan satılık” ibaresine sıkça rastlanılırdı. Şimdilerde ise sıkça olmasa bile karşımıza “sahibinden satılık” ibaresi çıkıyor. Bu ibareler Türk toplum yapısı hakkında bir şeyler ifade ediyor mu? Evet, ediyor. Anlıyoruz ki Türk toplumunda genel uygulamanın dışında davranmaya mecbur kalmış veya uygulamanın dışında kalmağı tercih etmiş emlak sahipleri var. Yani kimi bireyler taşınmaz mallarını emlakçı aracılığıyla değil de kendi elleriyle satma durumundadır. Bu ibareler yalnızca halimiz hakkında değil, mazimiz hakkında da bir şeyler söylüyor. Zenginlikten söz açıldığında mecazi anlamıyla hanlardan, hamamlardan, apartmanlardan bahsedildiğine eminim ki siz de şahit olmuşsunuzdur.
Rus Sosyal Demokrat İşçi Partisi’nde Çarlık devrilmeden önce iki insan öbeği arasında bir tartışma çıktı. Çoğu aydın bir takım insan diyordu ki, henüz kölelik şartlarından yeni kurtulmuş Rusya’da sosyalist devrimi gerçekleştirecek şartlar oluşmamıştır. Bizim gerçekleştirebileceğimiz devrim olsa olsa ancak Milli Demokratik Devrim olabilir. Tartışma oylama derecesinde ilerledi. Oylamada yenik düşen aydın ağırlıklı kümeye “azınlıktakiler” anlamında Menşevikler denilmeğe başlandı. Peki, tartışmanın kazançlı tarafı, “çoğunluktakiler” yani Bolşevikler kimlerdi? Bunlar Lenin’e, onun verdiği emirlere bağlılıklarıyla dikkat çeken ve fakat muteber diplomaları olmayan halktan kişilerdi. Çarlık düzenini sosyalizmin takip edeceğine inanıyorlardı. Lenin devrimcilik yolunda Bolşeviklerin gönlünü hoş tutacak ilk kitabını istatistikleri tahrif ederek yazdı. Sözüm ona Rusya’da sosyalizmi ayakta tutmağa yeterli bir işçi sınıfı vardı. Bu uydurmaya dünyada sol eğilimli herkes seve seve kandı.
Gelelim “İhtiyaçtan Satılık” ibaresinin bir karşılık bulduğu Türkeli’ne. Avrupa kıtasında Paris-Amsterdam-Londra üçgeninin gölgesinde türeyen kültürel hegemonyaya karşı ilk uğraş veren unsur Almanlar oldu. Alman İmparatorluğu inkâr edilemeyecek bir başarı gösteren herkese asalet unvanı sunan bir sisteme sahipti. Soylular Almanların hegemonya karşısında varlık göstermelerine yardımcı oldu. Türk devleti ise hâkimiyetini Sünnîlik ve Hanefilik sebebiyle aristokratik yapının çok uzağında kurmuştu. Dikkat edin: 1838 Hıristiyan yılı Osmanlı-İngiliz ticaret anlaşmasının imzalandığı yıldır. Akabinde ne geliyor? 1839 Tanzimat Fermanı. Türk vatanında akademik çevrelerin Tanzimat Fermanı’nın iktisadi sonuçlarıyla hakkıyla ilgilenmeyişi çok vahimdir. Tanzimat Fermanı Osmanlı’nın millet sistemine son vermekle kalmadı. Sona eren aynı zamanda devletin piyasaya müdahalesiydi. Çarpık bir liberalizm piyasaya hâkim oldu.
Meseleyi “çarpık bir liberalizm” tabiriyle geçiştirmeğe kalkışırsak mühim bir hata işlemiş oluruz. Mesele Türkeli’nde gayri-Müslim zümrenin servet teminatı meselesidir. Tanzimat Fermanı vesilesiyle Türk milletinin başına gelen şey 24 Ocak kararlarının uygulanmasını gerçekleştirmek için 1980 askeri müdahalesini sineye çekmemizle tekrar edilmiştir. Artık hiçbir taşınmaz mülk ihtiyaçtan satılmıyor. Şimdilik en fazla “sahibinden satılık” şiarıyla oyalanıyoruz. Oyalanma da ömrünü çabucak tüketecek. Kısa bir zaman sonra hiç kimse gayri-menkulünü kendi eliyle satamayacak. Çünkü Dünya Sistemi’nin kabuğu her gün biraz daha sertleşiyor. Dünya Sistemi’nin sert kabuğu ABD’yi hükümran kılan şartlara dönmeği hedef edinen Donald Trump’ı ikinci kez iktidara taşımakla kalmadı Kurulu Düzen’e emniyet aşıladı.
Bu olumsuz şartları Resulullah hem haber verdi, hem de olumsuzluğa karşı nasıl savaşabileceğimizi bize öğretti. Yapacağımız Meryem oğlu İsa’nın ashabının yaptıklarıdır: Testere ile kesilmekten yılmayıp hakk olanın, helâl olanın sınırları içinde kalmak. Tarih içinde Muhammed ümmeti hiçbir zaman şimdiki duruma düşmedi. Bugün elimizde Resulullah (SAV) in kardeşliğine liyakat kesp etme fırsatı var. Üstelik bu fırsatı değerlendirmek sanıldığı kadar zor değil. Öncelikle üzerinde yaşadığımız toprakları niçin ve nasıl vatan edindiğimizi fark etmemiz gerekiyor. Tarihin bir çağında Türklerin niçin bir vatanları olması gerekiyordu ve tarih içinde bu vatana nasıl ihtimam gösterilebilirdi? Kopya çekmeniz bu suallere cevap verebilmeniz için yeterli olmayacak.
İsmet Özel, 5 Zilkade 1447 (22 Nisan 2026)
İkaz: Her hakkı mahfuzdur. Bu sebeple yazının bütün olarak bu sayfadan başka bir yerde neşredilmesi yasaktır. Ancak kaynak gösterilmesi (İstiklâl Marşı Derneği internet portalinde yer aldığının ifade edilmesi) ve bu sayfaya doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazının kısa bir bölümü iktibas edilebilir. Eser sahibinin tayin ettiği usule bağlı kalmak suretiyle bu yazının her türlü neşri, 5846 sayılı Kanun hükümlerine tabidir.
Fahri Genel Başkanımız Şair İsmet Özel'in okurken hem sağdan hem soldan başlanan kitaplarının sekizincisi olan “İSLÂMLA DAMGALANMIŞ VAROLUŞ” neşrolundu.
Şimdi diyoruz ki dünyada mali hegemonya olarak işleyen bir sistem var. Bu sistem bütün insanları kendi emrinde çalıştırıyor.
İçinde iki CD ile ciltli olarak sunulan Erbain'in bu hususi baskısı bütün


