KENDİME BİR ÇEKİ DÜZEN VERMELİYİM
İSMET ÖZEL
.

Çocukluğumdan beri yapmak istediğim hep bu oldu: Kendime bir çeki düzen vermek. Nasıl altından kalkabilirdim bu işin? Bilhassa benim hayatımın ipe sapa gelir bir tarafı olmalıydı. Hayatın kendisinin her hangi bir disiplini esas almaksızın anlam taşıyıp taşımadığı umurumda değildi. Başkalarının hayatta buldukları anlama bilerek yabancı kaldım. İsteğimi ancak şiirin nasıl bir yazma biçimi olduğunu keşfettiğimde gerçekleştirebildim. Üçünün birden, yani dilin, lisanın ve lügatin birbirlerine destek olarak mesafe kat eden bir akış biçimi vardı.

Dil bilinci bilhassa şair olmanın bana hasredilmiş bir yol olduğunu anladığım zaman rehberim oldu. Mükemmel bir yolculuk. Dil insanı lisana, lisan da lügate sevk ediyordu. Dil olmadan gündelik hayatı idame ettirmek imkânsızdı. Dilin bu yarayışlı tarafı çoğu kimseyi tatmin ediyordu. Çoğu kimse yarayışlı olanda donup kalanlardan müteşekkildi. Çünkü yarayışlı olmak en çabuk alınan sonuçtu. Oysa dünyada alınanın bir sonuç değil ve fakat aralanan bir kapı olduğunu fark edenler yaşıyordu. Dilin lisana varan yolu işaret etmesi ne demekti? Dili lisandan ayıran neydi? Lisan dildeki ifade imkânının ancak hangi kültür tabakasında canlı ve diri kalabileceği hususunun bir belirtisiydi. Dilin ifade imkânı bir seyahat imkânıydı aynı zamanda. Şiir tutkunları seyahatin lügati aşmak üzere lügate doğru olduğunu bilenlerdi.

Karakterimin olgunlaşmasına şiir tutkunları sebep oldu. Şair olarak karmaşaya kapılmadan tuttuğum yolu sahiplenişim olgunluğun delilidir. Şiir okurunun karşısına İkinci Yeni duyarlığında metinlerle çıkıp Partizanlığa uğrayışım ve İslâmcı söylemde karar kılışım niçin seyrimi dilden lisana ve oradan da lügate doğru gerçekleştirdiğimi hesaba katmayanlar için bir muamma sayıldı. Oysa ortada gizemli hiçbir şey yoktu. Allah’tan korkan herkes benim yaptığım şeyi, ona benzer herhangi bir şeyi yapabilir ve yaptığından kat kat istifade sağlayabilirdi.

Türkçe konusunda bir kıskançlığımız yok; ama olmalıdır. Bunun yolu mekteplerde Türkçe bilgisinden sorumlu kişilerin çok sıkı bir tahsil görmelerinden geçer. Türkçenin hak ettiği yeri bulması bakımından ferdin çabalarından bir şey beklemek safdillik olur. Allah’ın yardımı ancak bu yardıma kavuşmak gayesiyle topluca dua edenlere ulaşacaktır. Akıldan çıkarmayalım ki Avrupalılaşmak diye bilinen şey Osmanlı sarayının başımıza sardığı bir şeydir ve bizi belâya uğratanlar başımıza fes oturtanlardır. Arapçada ö sesi olmadığından kendimize Türk diyoruz. İşe nereden başlanılacağına dair işaretin bu olduğunu anlayalım. 

Şiir bir kişiyi kurtardı ise bütün insanları kurtarabilir. Yani dünyayı tahkir etmek suretiyle zindandan çıkma fırsatı hepimizi bekliyor. Bu fırsattan istifade etmek için lügati aşmak kastıyla lügate doğru harekete hazırlanmalıyız. Lügat bizi kelimelerin tarihteki yerinden haberdar eder. Türk diline karşı işlenen her cürüm Türk milletine karşı işlenmiştir. Benim elimden herhangi hayırlı bir iş çıktıysa andığım cürümden salim kaldığım içindir. “Biz” dediğimiz herkes Türkçeye hizmeti şerefli sayan kişilerdir. Ya saymayanlar? Onlar şu anda kendilerini Türkiye’yi yönetmekle görevli sayanlardır. Allah bizi bu görevden sakındırsın. Âmin.

İsmet Özel, 24 Recep 1444 (15 Şubat 2023)


İkaz: Her hakkı mahfuzdur. Bu sebeple yazının bütün olarak bu sayfadan başka bir yerde neşredilmesi yasaktır. Ancak kaynak gösterilmesi (İstiklâl Marşı Derneği internet portalinde yer aldığının ifade edilmesi) ve bu sayfaya doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazının kısa bir bölümü iktibas edilebilir. Eser sahibinin tayin ettiği usule bağlı kalmak suretiyle bu yazının her türlü neşri, 5846 sayılı Kanun hükümlerine tabidir.