İSMET ÖZEL KİTAPLARI
Günümüzde Polonya NATO üyesi bir ülkedir. NATO’nun açılımına bakalım: North Atlantic Treaty Organization (Kuzey Atlantik Muahede Teşkilatı). NATO’nun kapitalizm sultası altındaki “demokratik(!)” ülkelerin muhtemel SSCB saldırısına karşı kurdukları bir savunma paktı olarak ortaya çıktığını herkes bilir. Berlin duvarının yıkılması ve SSCB’nin 1990 Hıristiyan yılında haritadan tamamen silinmesi üzerine NATO yetkililerinin Demokratik Alman Cumhuriyeti’nin Federal Almanya’ya katılmasının NATO’nun doğuya doğru yaptığı son hamledir açıklamasına rağmen bütün Sovyet peyki ülkeler (Bulgaristan bile!) birer NATO üyesi oldu. NATO bununla yetinmedi. NATO son hamlesiyle SSCB ile arasını hiç bozmamış Finlandiya’yı ve II. Cihan harbinde tarafsız kalmış İsveç’i de antlaşmaya dâhil etti. Bu yazının başında Polonya’yı zikrettim. Çünkü Sovyetler Birliği’nin NATO karşıtı örgütlenmesinin adı Varşova Paktı idi.
Dünya Sistemi bünyesini savaşların gölgesinde sağlamlaştıracağı ilkesiyle değil, kasıtla çoğu kimsenin dikkatinden uzak tutulmuş bir sebep yüzünden: Türk gücüne haddini bildirmek hevesiyle yapılandırdı. İtalyan Şehir Devletleri her ne kadar birbirleriyle rekabet halinde iseler de gerçek hasımlarının Türk gücü olduğunun bilincinde idiler. XVI. Hıristiyan yüzyılında ortalık Avrupa’da Katolik, İstanbul’da Müslüman bilinen kimselerle dolup taşıyordu. Tersanelerimizden Avrupa’ya aralıksız bir haber akışı söz konusuydu. Nitekim Türklerin denizlerdeki gücü Hıristiyan takvimine göre1571 İnebahtı Savaşı ile sona ermiştir. Dünya Sistemi’nin metropolünü İtalyan Şehir Devletleri'nden devralan Hollanda gücünü piyasanın tanzim edilmesi yolunda sarf etti. Fakat üzerinde güneş batmayan imparatorluğun başkenti Londra bu yolla tatmin olmadı ve dünya haritasını yeniden tanzim etme niyetiyle önce I. ve arkasından II. Cihan Harbi’ni başlattı.
II. Cihan Harbi sonunda Dünya Sistemi tepeden tırnağa yenilendi. Bretton Woods anlaşması merkez bankalarının tedavüle para sürmek için ellerinde tedavüle sürdükleri para değerinde altın bulundurma mecburiyetinin yerine dolar bulundurma mecburiyeti getirdi. Bu dünya ekonomisinin sıhhatini ABD ekonomisinin sıhhatine bağlaması demekti. Bunun yanı sıra Dünya Sistemi kendine Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu gibi muhafızlar edindi. Birleşmiş Milletler yönetimi II. Cihan Harbi’nin galibi olarak kabul edilen ve her birinin alınan BM kararlarında veto hakkı olan beş devlete teslim edildi.
Dünya halklarını esarete razı etme hususunda II. Dünya Savaşı galiplerinin önündeki engel bilhassa SSCB ve Çin idi. II. Dünya Savaşı’nın totaliter yönetimler karşısında demokrasinin zaferi olduğunun propagandasını yapmak istediler ve fakat muzafferler arasında yer alan SSCB’nin ve Çin’in demokratik kabul edilmesine imkân yoktu. “Hür Dünya” SSCB’nin peykleriyle kendisi arasında bir “demir perde” çektiğini iddia etti. Oysa bunu yapan bizzat kendisiydi. Demir perde efsanesi kapitalizmle reel sosyalizm arasında bir “Soğuk Savaş” cereyan ettiği görüşünün sahici olduğuna bütün dünyayı inandırdı. Bütün dünya SSCB’nin en iyi sanayileşmiş ikinci ülke olduğu yolundaki ABD yalanına inanmakta da gecikmedi. Çin ise Hür Dünya’ya göre uyuyan bir devdi. Uyuyan devin SSCB haritadan silindikten sonra âniden uyanışına şahit olduk. Çin’in geleceğin süper gücü olacağına dair tevatür bir zaman medyada dolaştı.
Tarihin yükünü omuzlayarak günümüz dünyasını değerlendirdiğimizde işimizin çok kolay olduğunu göreceğiz. Tarih omuzlarımıza Dünya Sistemi’nin serencamını yüklüyor. İtalya Dünya Sistemi’nin can suyunu sağlayan topraklar olması hasebiyle selâmeti ABD ile uzlaşmada arıyor. Buna mukabil İspanya topraklarındaki sekiz yüz yıllık Endülüs hâkimiyeti hatırına Filistin’i destekleyen tek Avrupa ülkesi olma cesareti gösterebiliyor. Rusya Federasyonu Çarlık döneminde başlattığı aydınlanmanın getirimini yiyor. Hür Dünya’nın bütün desteğine rağmen Ukrayna yöneticileri Rusya karşısında varlık gösteremiyor. ABD kolaylıkla Şah’ı devirdiği gibi Şah’ı devirenleri de devirebileceği yanılgısına kapıldı. Beklediğinin tersi oldu. Şah’ı devirenler düzen değişikliği fikrini kenara ittiler ve İsrail-ABD saldırısı karşısında vatan savunması ideali etrafında kenetlendiler. Dünya Sistemi başında nasıl işlemeğe başladıysa bugün de aynı ilkeler doğrultusunda işliyor. En büyük miktarda ve en kısa zamanda kâr eden talimat verme mevkiindedir. Denetleyen ve denetim altında tutulan ülkeler vardır. Mesele Sistem’in mahiyetinin kavranılıp kavranmamasında düğümleniyor. Kavrayanlar kavramayanlar önünde gerilerse ellerindeki miktarı doldurmaları imkânsız derekede boş kaba koymuş olacak. Bu da Sistem’in tekerleğini daha hızlı döndürecek.
İsmet Özel, 15 Safer 1448 (29 Temmuz 2026)
İkaz: Her hakkı mahfuzdur. Bu sebeple yazının bütün olarak bu sayfadan başka bir yerde neşredilmesi yasaktır. Ancak kaynak gösterilmesi (İstiklâl Marşı Derneği internet portalinde yer aldığının ifade edilmesi) ve bu sayfaya doğrudan aktif bağlantı verilmesi şartıyla yazının kısa bir bölümü iktibas edilebilir. Eser sahibinin tayin ettiği usule bağlı kalmak suretiyle bu yazının her türlü neşri, 5846 sayılı Kanun hükümlerine tabidir.
Fahri Genel Başkanımız Şair İsmet Özel'in okurken hem sağdan hem soldan başlanan kitaplarının sekizincisi olan “İSLÂMLA DAMGALANMIŞ VAROLUŞ” neşrolundu.
Şimdi diyoruz ki dünyada mali hegemonya olarak işleyen bir sistem var. Bu sistem bütün insanları kendi emrinde çalıştırıyor.
İçinde iki CD ile ciltli olarak sunulan Erbain'in bu hususi baskısı bütün


