Mehmet Emin Bey Bahsi
(...)
Nuri Bey merhum hikaye ederdi:
Paris'te bir gece âşinalarından bazı zevat ile madamları hazır olduğu halde milli marşlardan bahsolunarak Fransızlar, Türklerin milli marşları olup olmadığını sormalarile Mehmed Bey, derhal arkadaşlarına Tekbir edilmesini ihtar ettikten sonra "Arzu ederseniz milli marşımızı terennüm edelim." demiş. Fransızlar, memnuniyetle dinliyeceklerini söylemişler. Mehmed Bey ve rüfekası, bülend avazla ve kemali mehabbetle Tekbir etmişler. Samiin, müteessir olarak takdiratta bulunmuşlar.
Yalnız şu vak'a, Mehmed Beyin fart-ı zekasına hüccet addolunmağa layıktır.
(...)
İbnülemin Mahmud Kemal İnal, Son Asır Türk Şairleri-II. Cilt, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul-1969, s. 950
Metin Önal Mengüşoğlu - Müstesnâ Şair Mehmed Âkif
Bence İstiklal Marşı, Mehmed Âkif nezdinde neticede bir şiirdir. Onun modern bir ayine dönmesini ve dönüştürülmesini arzular mıydı?
Sezai Karakoç - Mehmet Âkif
“Bülbül” ve “İstiklal Marşı” bu ölüm kalım günlerinin, Safahat’a kattığı destan parçalarıdır. Ve o günün bir daha yaşanmaz macerasının kelam anıtları...
"Hiçbir İslâm ülkesinin millî marşı, Türk'ün İstiklâl Marşı kadar güzel değil."
Araştırma yapanlar söylüyorlar: "Bütün İslâm ülkeleri içinde en güzel İstiklâl Marşı, bizim istiklâl marşımız" diyorlar.
Kaç tane marşımız var diye bir sual ile karşılaşsak aklımıza gelecek sayı ne olabilir? Bence iki. Birisi İstiklâl Marşı, diğeri de kökü İsveç olmasına rağmen çok benimsediğimiz (Dağ başını duman almış) marşı.
Şimdi de, "Millî Eğitim Bakanlığı Güzel San'atlar Komitesi"nin yeni bir değiştirme teklifi çıktı ortaya, birkaç gündür münakaşa ediliyor. Bu seferki mucip sebep fikrî değil, teknik! Marş, güç söyleniyormuş... Kelimeler besteye uymuyormuş!.. Teknik bakımdan yapılan bu izah yanlış mıdır, doğru mu? Biz anlamayız, erbabı söylesin.
İstiklâl Marşımızın daha 1921 yılında, yurt düşmanın işgali altında iken kabul edilmiş olduğunu bilmiyorduk
Yurdun düşman elinden kurtuluşunun üzerinden henüz iki yıl geçmişti.
Yaşar Çağbayır - İstiklâl Marşı'nın Tahlili
Eylül 1920 günü, ortalık ağarırken ilerleyen süvarilerimiz, yükselen güneşin tatlı ışığı altında İzmir’i bir tablo gibi gördüler. 2. Süvari Tümeni, Alsancak ve
Necip Fazıl Kısakürek - Babıali; ""İstiklâl Marşı" beğenilmiyor ve yerine bir "Millî Marş" yazdırılmak isteniyordu."
O senenin başlarında bir hadise olmuştur. Mehmet Âkif’in “İstiklâl Marşı” beğenilmiyor ve yerine bir “Millî Marş” yazdırılmak isteniyordu. Hattâ Ulus gazetesi bu iş için bir de müsabaka açmıştı.


