1442 RAMAZAN İMSAKİYELERİ NEŞROLUNDU

Ezani saate göre ve şubelerimizin bulunduğu vilayetlerimiz için hazırladığımız imsakiyeleri dernek şubelerimizden temin edebilirsiniz.

1442 Ramazan İmsakiyeleri

NİÇİN İMSAKİYE DİYORUZ?

İmsak kelimesi tutmak, bir şeyden el çekip zapt-ı nefs etmek manasına gelip oruca başladığımız vakti ifade için bu kelimeyi kullanırız. Peki Ramazan'da ekseriyetle iftara kaç saat kaldığını öğrenmek için baktığımız cetvele niçin iftariye değil de imsakiye diyoruz? 24 saat değil 12 saat esasına dayanan ezanî saate göre zamanı beş vakit okunan ezan belirler. Gün batınca akşam ezanı okunur. Ay görünür hale gelir. Bu yüzden Ramazan ayına girdiğimizi hilali görerek anlarız ve Ramazan'a hilali görerek girdiğimiz için oruç tutmadan önce teravih kılarız.  Aya bakarak Ramazan'ın kaçında olduğumuzu biliriz. Hilal tekrar görüldüğü an Ramazan bitmiş Şevval başlamış olur. Bu sebeple Ramazan'ın son iftarından sonra teravih kılmayız. 

Ayın görünür hale geldiği gün batımı yani tam akşam ezanının okunduğu vakit ezanî saate göre 12 kabul edilir ve bu sabittir. Uzayan ve kısalan günlere göre geri kalan yahut ileri giden saatler akşam ezanıyla birlikte 12'ye ayarlanır. Yani iftar saati hep 12'dir. Müneccimler ve muvakkitler de padişaha zaten belirli olan iftar saatini değil hesapladıkları imsak saatini sundukları için hazırladıkları cetvele imsakiye denmiştir.

 

 

1444 RAMAZAN İMSAKİYELERİ NEŞROLUNDU!

1444 senesine ait imsakiyemiz olması gerektiği gibi Müslüman Takvimi ve Müslüman Saati esas alınarak Müslüman Yazısı ile hazırlanmıştır.

"İSLÂM SENİ KORKUTUYOR, DEMEK Kİ KÂFİRSİN" Çelimli Çalım'ın Onuncu Sayısı Çıktı

Çelimli Çalım Mecmuamızın onuncu sayısı "İSLÂM SENİ KORKUTUYOR, DEMEK Kİ KÂFİRSİN" manşetiyle çıkıyor.

ELHAN-I ŞİTA

Eskiden İstanbul'a senenin ilk karı düşünce o gün matbuattaki İstanbul gazetelerinin birinci sayfasında Cenab Şehabeddin'in Elhan-ı Şıta (1897) şiiri neşredilirmiş.

Önce Türk mü Ortaya Çıkmıştır, Türkçe mi?

Panel - 25 Recep 1446 Cumartesi - İstanbul

EFRÂDINI CÂMİ AĞYARINI MÂNİ

Hıristiyan takvimiyle 1912 tarihinde Halep’te doğan bestekarımız Sadi Hoşses’in sanat macerası çocuk yaşta kendi mahallesindeki camide okuduğu iç ezanın tesadüfen orada bulunan Kemani Reşat Erer’in dikkatini çekmesi sebebiyle başlamış.