"İttihad-ı İslâm davasını İslâmlık kadrosu içinde şiirle neşir ve telkin eden en samimi ve heyecanlı şairimiz Mehmed Âkif'tir."
Âkif'in benimsediği bir davaya ne kadar candan bağlanan bir şahsiyet olduğunu "İstiklâl Marşı"nda gösteriyor..."
G. Kâzım Karabekir
"Âkif Çanakkale’deki ilâhi tasviri ile, kalbdeki feryatlarıyla, İstiklâl Marşı'yla neyi ve kimi terennüm etmiştir? Vakıa bunlarda, dinî tahassüsler dinî hayaller, dinî tâbirler hakimdir. Fakat nihayetünnihaye, Çanakkale’deki mucize bülbüldeki vatan ve millî marştaki gurur kimin mucizesi, kimin vatanı, kimin gururudur? Hep Türkün değil mi?
Ahmet Ağaoğlu
"Namık Kemal ve M. Âkif, dağ kadar kütleli sarp ve yalçın, nehir kadar akıcı, hava kadar saf bir cevher, bu en büyük iki vatan şairinin manzumelerini bir tabiat sadeliği ve ihtişamile doldurur. Bunlar, Türk dağlarında, sularında, ovalarında kaybolmuş meçhul ve sayısız Türk çığlıklarının aksi sadalarını toplayarak ve koyulaştırarak ebedileştirmiş eserlerdir. Vatanın dünden bu güne kalan en yüksek sesi Namık Kemalse onunla beraber, bugünden yarına kalacak ses de M. Âkif’indir.
Kasidenin sesi kızıl sultandandır hürriyeti, İstiklâl manzumesinin sesi düşmandan İzmir’i alan büyük kuvvetler arasındadır. Bu manzumenin ahenginde onsekiz sene evvel Karadeniz'den Akdeniz'e kadar yürüyen kağnı gıcırtılarıyla karışık bütün kılıç ve mahmuz şakırtıları, obüs yiyen göğüslerden fırlamış, tekbir uğultuları, bütün iniltiler, çığlıklar, yeminler, Mehmetçiğin anasına son defa "anam" deyişini yâdettiren ebedî vedalar, kelimelerden ziyade, saklı manasının ve sesin delaletinden gelme bir destan manzarası halinde var!.. Kemalin siyasî ahlâkını ve hürriyet idealini Mehmet Âkif’in içtimalî ahlâk ve fazilet aşkı tamamlıyordu.
Peyami Safa
(...)
"Türk şairi, gayzında ve nefretinde haklıdır. Uzak şarkta bakın! Afrika’nın göbeğine, Akdeniz’in öbür ucuna!.. Sağa, sola her tarafa... Her tarafta Âkif’in kastetmiş olduğu medeniyetin, korkunç ve sırıtan çehresini görüyoruz. "Kan! Kan!" diye haykıran sesini işitirsiniz!.. Âkif onu tek dişli bir canavar halinde görüyordu. Şimdi ise medeniyet 32 dişi ile birden ısırıyor.
Ercüment Ekrem Talu
(...)
İstiklâl Harbi bir harikadır; İstiklâl MArşı da o harikanın harika şiiri."
Abidin Daver
(...)
"İstiklâl Harbi'nin en heyecanlı anlarında Ankara'da Ankara'nın ufuklarından akseden top sesleri, onun bu ruhî ihtiyacını karşılamakta en coşkun bir musikî tesiri yaptı. İstiklâl Marşı'nın bazı satırlarında bu gürlemelerin kaybolmaz tarakaları var!"
H. Ali Yücel
(...)
"Peşin söyliyelim ki, Türk İstiklâl Marşı şiir kalitesi ve söyleyiş güzelliği bakımından yeryüzündeki millî marşların hiç birisiyle ölçülemiyecek kadar üstün ve derin manalı bir şiirdir."
Nihat Sami Banarlı
(...)
Hususi dostlar, resmi şair taslakları Atatürk’ün etrafını sarmışlar; "Atam!.." demişler, "şu mürteci herifin yazdığı marşı atalım;"
Atatürk’ün cevabı şu: Daha iyisini yazın da değiştirelim.
(...)
Londrada çıkan Taymis gazetesinin 28 nisan 939 tarihli aylık edebî nüshasından:
"Mehmet Âkif, Türk ruhunu iyi anlamış ve ona heyecanlar yaşatmış, halk tarafından sevilmiş bir şair, ateşli bir vatanperverdir. Türkiye’nin 908 de başlayan siyasî tarihinin hemen her sayfası, onun şiirlerinde tecelli etmiştir. 927 den itibaren Türk matbuatında yazıları görülmez olan bu şair 937 de vefat etmiştir.
Türklük âlemine en yüksek heyecanlar veren ve Cumhuriyet hükümeti devrinde bestelenen İstiklâl Marşı'nın güftesi de bu şairin eseridir.
M. Âkif hakkında Türk Matbuatında çıkan tenkit ve tahliller, bu şairin halkın görüşünü, efkârıumumiyyeye aksettirmekte, büyük bir istidat sahibi olduğunu ve görüşleriyle memleket halkının ekseriyetinin düşüncelerine tercüman olduğunu tebarüz ettirmiştir.
İmzasız, Serdengeçti, Şubat 1950, S.9
"Eğer bugünkü İstiklâl Marşı bize artık heyecan vermiyorsa kabahati marşta bulmayalım."
Zaman zaman hatırlarım: Atatürk devrinde yıldızı parlayan ve ondan sonra parlamaya devam edip 10 yıl evvel en son haddine varan bir devlet adamı,
Hoşgörü Uygarlıktır
Ülkemizde hoşgörünün uzun bir geçmişi yoktur; kişilerimiz genellikle hoşgörüsüzdür.
İSTİKLÂL MARŞI ŞAİRİ MEHMED AKİF HAKKINDA -2-
Dünkü söz mecramıza girelim: Tenkid; bir mevzuun ayıb ve kusurlarını sayıp dökmek değildir, demiştik.
İşte Akifin -sözün zıddını murad etmek yolu ile- bize, pek edibane olarak, anlattığı gibi tenkid; göze kestirdiğimiz bir hedefe karşı doludizgin hücum etmek ve hasmımızın faziletlerini, bir yıldırım şuaile eritip mahveylemek mânasına gelmez.
Dün ve Bugün!
Hepsi, Türk İstanbulda, Fransız milli bayramını kutluyorlar ve hepsi, Türk İstanbulda, Fransız bayrağını selâmlıyorlar...
" İstiklal Marşı kötü bir marş olabilir, sözleri de yeterli olmayabilir ama biçimsel de olsa saygı duyulması gerekir."
- Nâzım Hikmet ve Sabahattin Ali konusunda ne düşünüyorsunuz? Millî marştan daha çok tanınıyorlar.
Ankara’nın yıldönümü
Her gözde bu yaşın buğusu arkasından dirilen ve güneşe ulaşan ümit inancının mısraı da...
Ama Âkif, sabahları bu mısraları silmek, kimseye göstermemek ister gibi görünürdü.
Âkif, öbür duvar dibindeki yatağında yarı doğrulmuş, gecelerden beri yaptığı gibi, taş duvara bir mısra daha kazıyordu.
"Türk İstiklâl Marşı, büyük bir milleti ebediyen ayakta tutacak kadar sağlam ve târihî mısrâlarla örülmüştür."
Mehmed Âkif, hayâtı, şahsiyeti, îmânı ve eserleriyle, bizim sanat ve cemiyet hayâtımızda hadise uyandıran büyüklerimizdendir.


