İSTİKLÂL MARŞI'NIN DEĞİŞTİRİLMESİ HAKKINDA

 

İstiklâl Marşımızın değiştirilmesi ile ilgili ilk teklif bundan on yıl kadar önce yapılmış ve yanılmıyorsam - Allah taksiratını affetsin! - Nurullah Ataç'ın başı altından çıkmıştı. Değiştirme tarafları, gayet gülünç bir sebebe dayanıyorlardı: Marşın güftesindeki, "Ulusun, korkma, nasıl böyle bir imanı boğar / Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar!.." mısraları üzerinde duruluyor, böylesine geri bir zihniyetin medeniyetçiliğimizle bağdaşamayacağı ileri sürülüyordu. Belli idi ki bu "Baylar", Medeniyetin gerçek mânâsını bilmiyorlar, Âkif'i de tanımıyorlardı. Âkif'in, terakkiye nasıl hayran olduğundan, Garp medeniyetinin teknik üstünlüğünü nasıl bir coşkunlukla övdüğünden habersiz idiler. İstiklâl Marşı şairinin "Canavarlık"la tavsif ettiği "medeniyet", Garp emperyalizminin maske olarak kullandığı gaddar zihniyeti "Mehmetçiğin üzerine ölüm kusan" vahşi bir davranışı ifade ediyordu. Âkif gibi bir vatan âşıkının, vatanına kastedenler için "inci dişli periler" demesi de, tabiatıyla, beklenemezdi! Nihayet bu saçma teklif Türk Milletinin, özellikle milliyetçi Türk gençliğinin mukavemetine çarparak kırıldı, unutuldu gitti...

Şimdi de, "Millî Eğitim Bakanlığı Güzel San'atlar Komitesi"nin yeni bir değiştirme teklifi çıktı ortaya, birkaç gündür münakaşa ediliyor. Bu seferki mucip sebep fikrî değil, teknik! Marş, güç söyleniyormuş... Kelimeler besteye uymuyormuş!.. Teknik bakımdan yapılan bu izah yanlış mıdır, doğru mu? Biz anlamayız, erbabı söylesin. Yalnız, "Güzel San'atlar Komitesi" Sayın üyelerinin ihmal ettikleri bazı önemli noktalar var ki, hatırlatmağı vazife sayıyoruz.

İstiklâl Marşı'na, herhangi bir sanat eseri gözü ile bakmak, hatadır. O, yazıldığı günlerin şartları içinde mütalâa edilecek millî bir emanettir. Millî mücadele yıllarının havasını, "Kuvay-i Milliye" ruhunun heyecanını taşır. Onda, Türk milleti için ebedî olması temenni edilen mucizevî bir kurtuluşun sırrını buluruz, istiklâl aşkının ölümsüzlüğünü duyarız.

"Güzel San'atlar Komitesi"nin sayın üyeleri, şu hususu açıklamak zorundadırlar: Teknik mânâda kifayetsiz oluşundan dolayı, millî marşını değiştirmiş başka bir millet var mıdır?

İstiklâl Marşı, otuz milyonluk Türk Milletinin müşterek malıdır. Rahmetli Âkif de böyle düşünmüş, O'nu hiçbir zaman kendi eseri saymamış, hattâ mükâfat olarak ortaya konan ve o devir için büyük bir meblâğ olan 550 lirayı da, "O benim değil, milletimindir" diyerek, reddetmiştir.

Demek isteriz ki, hiçbir şahsın, hiçbir teşekkülün İstiklâl Marşı üzerinde tasarrufa hakkı yoktur. Böyle bir tasarrufa yalnız ve yalnız, millet ehlidir.

"Güzel San'atlar Komitesi" üyelerinin maksatları hakkında şimdilik bir şey söylemek istemiyoruz. Ama, değiştirme teklifinden en fazla memnun olanların başında hiç şüphesiz komünistler gelmektedir. Onları biraz tanıyanlar çok iyi bilir ki, bu hüküm ne bir kehanettir, ne de bir vehim. Bu hüküm hakikatin özüdür, tâ kendisidir. Çünkü komünistler, milletlerin müşterek inançlarının, müşterek sevgilerinin mütemadiyen değişmesine çalışırlar. Bir milletin ortak değerleri ne kadar azalırsa, kendileri için müsait bir zeminin hazırlandığını hesabederler ki, bu hesap doğrudur.

"Güzel San'atlar Komitesi" üyelerini bekleyen birçok vazifeler vardır, yapmağa çalışsınlar. Ve sakın unutmasınlar: Bir milletin hissiyatı ile oynanması, evvelâ oynayanlara zarar verir.

Galip Erdem, Toprak, Aralık 1961, S.85

Millî Marş Müsabakası - Hakimiyet-i Milliye, 26 Rebî'ül Ahir 1344, 13 Teşrin-i Sani 1925

Memnuniyetle öğrendiğimize göre Maarif Vekâletimiz meşkûr faaliyet eseri olarak millî marş güftesinin tanzimi için bir müsabaka açmağı kararlaştırmıştır.

Akif Öldü!.

Evet… Acı, fakat hakikat... Akif, Mehmet Akif öldü.

Gençliğe öğretmek için kurslar açıldı

Millî Türk talebe birliği gençliğinin millî marşlarımızı öğrenmesini temin için Halkevi ve Konservatuvarla temas ederek...

"Büyük ve samimi bir inan ile bağırıyor."

Son zamanlarda pek çorak ve gayesiz kalmış olan edebiyat âlemimiz mühim direklerinden birini daha kaybetti.

İSTİKLÂL MARŞI VE MÜNEKKİTLERİ

1920 yıllarının heyecanlı ve büyük günlerini yaşıyoruz... Trakyada Edirne ve Tekirdağı’nı alan Yunanlılar Anadolu’da Bursa ve Afyon’u da ele geçirmişlerdi... Doğuda Ermenilere karşı savaşıyorduk...

Cemil Sena Ongun - Mehmet Âkif: Hayatı, Eserleri ve İdealleri

İstiklal marşı, bir marş olarak, yani beste bakımından belki kusurlu bir eserdir, fakat tarihsel ve bediî değeri inkar edilemiyen bir şaheserdir.

Yunus Mürebbi - Manifesto

İstiklal Marşı Yarışması’na para ödülü olduğu için katılmak istemeyen Mehmed Âkif, araya giren dostlarının ısrarlı ricaları ve ödülü almamak şartıyla yarışmaya katılmaya karar verdi. D

İdris Küçükömer - Düzenin Yabancılaşması - Batılaşma

Daha sonra birikim ve geniş pazar, sanayi devrimini getirdi. Bu bir yandan makineli ve kitle halinde üretim ve öte yandan da işçi sınıfının bir gecikme ile büyümesi demekti.