Sakarya Zaferimiz tesirsiz bırakılmak istendiği için Misak-ı Millî tahakkuk ettirilmemiş, İstiklâl Marşı rafa kaldırılmıştır. Türk’ün asıl zaferi olarak Sakarya Zaferimizin değil de “30 Ağustos”un gösterilmesi Sakarya Zaferimizle Büyük Taarruz arasındaki bir senelik zaman boyunca neler olup bittiğinin Türk milleti tarafından sorgulanacağı korkusu yüzündendir. Korkunun ecele faydası yok. Her ne kadar biz İstiklâl Marşı Derneği olarak bugüne kadar İstiklâl Marşı’nı raftan indirememiş olsak da bu gayretimizden vazgeçmeyeceğiz. İdeologisi İstiklâl Marşı olan, millî yeminine sadık bir Türk siyasetini Allah’ın izni ile devreye sokacağız. Gayret bizden tevfik Allah’tan.
Gökhan Göbel, “Türk Zaferi Türk Siyaseti”, Hanyalı Konya, sayı 4, s. 14
İstiklâl Marşı Latin Hurufatıyla Kaleme Alınmadı.
Biz İstiklâl Marşı Derneği’yiz. Nasıl Yazıldıysa Öyle!
Bayrağımızda bir ay-yıldız var. Ay-yıldız mı var yoksa hilal ve yıldız mı var? Önce ay-yıldız var diyelim, bu ay-yıldız nereden neşet olmuş?
-İstiklâl Harbi’ni esas mı alıyorsunuz?
- Bence ayağımızı basacağımız yer İstiklal Harbi’dir. Başlangıç noktası.
Türklük bir ırk meselesi değil. Yani Türk lâfzının doğuş zamanından şimdiki zamana kadar hiç kimsenin eline Türklüğü soy sop davasıyla ileri götürme gücü geçmemiştir.
İstiklâl Harbimiz bizim millî kurtuluş savaşımız değildir, bağımsızlık savaşımız da değildir. İstiklâl bağımsızlık demek değildir. İstiklâl Arapça bir kelime değildir. İstiklâl Türkçe bir kelimedir. Arap dilinin kurallarına göre Türkler tarafından türetilmiş bir kelimedir
İstiklâl fikri münferit olarak işimize yaramayan, işlevi olmayan bir fikir. İstiklâl düşüncesi bir mensubiyet bağıyla anlama kavuşan bir düşünce.
Bugün hâlâ bir devlet devamı bahis konusuysa bu İstiklâl Marşı’nın gösterdiği hedefin yeniden anlaşılmasıyla veyahut gerçek boyutlarıyla anlaşılmasıyla mümkün olacaktır.
“O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak
O benimdir, o benim milletimindir ancak”


