Balkan Harbi ve Seferberlik tecrübesi bize çıkacağımız düzlüğü de takip edeceğimiz hattı da İstiklâl Marşı’nın yazılması ile gösterdi. Böylece modernleşmeyle başlayan kimlik bunalımından kurtulmamızı sağlayacak ideologiyi şiir formunda temin ettik. İstiklâl Harbi’ni vererek tek dişi kalmış canavarın kolunu Sakarya’da kestik. Cumhuriyetin ilanıyla da bu toprakları ikinci kez vatanlaştırdığımızı dünyaya ilan etmiş olduk. Ama birileri ellerini çabuk tuttu, 1924’te Sakarya Zaferi’ni taşıdığı manayı örtmek için adı sonradan 30 Ağustos Zafer Bayramı olan Başkumandan Zaferi diye bir bayram icad ettiler.
Faysal Toprak, Sınıf Bilinci: Kimlik Bunalımının Sonu, 20 Mayıs 2017, Adana
Biz İstiklâl Marşı Derneği olarak kurulduğumuz günden itibaren şunu söylüyoruz: İslâm’ın içinde hiçbir kötülük yoktur ama İslâm’ın dışında hiçbir iyilik yoktur! “Bunu gâvurlar daha iyi yapıyor” dediğiniz zaman İslâm’ın dışında bir iyilik arıyorsunuz demektir.
Bizi cehennem ateşinden kurtaracağına inandığımız söz “la” ile bir olumsuzlamayla başlar. Bu demektir ki insanoğlunun dünyada geçen hayatı varlıkla yokluk arasındaki sınırın nereden geçtiğini bilmekle şartlandırılmıştır.
İstiklâl Marşı’nı O Musiki İle Söylerseniz Bütün Vurguların, Bütün İşaret Edilen Fikrî Esasların Temayüz Ettiğini Görürsünüz
Bugün hâlâ bir devlet devamı bahis konusuysa bu İstiklâl Marşı’nın gösterdiği hedefin yeniden anlaşılmasıyla veyahut gerçek boyutlarıyla anlaşılmasıyla mümkün olacaktır.
Türkiye’de 12 Eylül’de sonra yeni bir askeri müdahale olup olmayacağı çevresinde dönen bir soruşturmaya cevap verirken hatırımda kaldığı kadarıyla şöyle demişti bir zaman önce Aziz Nesin:
Hükümranlığı altında bulunduğumuz medeniyet çerçevesinde erkekler günlük hayatlarını sürdürmekte iken Müslüman kimliklerini dışa vurmak mecburiyeti altında kalmıyorlar.


