- Nâzım Hikmet ve Sabahattin Ali konusunda ne düşünüyorsunuz? Millî marştan daha çok tanınıyorlar.
- Sabahattin Ali ve Nâzım Hikmet için yazı yazmamın zamanı geldi de, benim zamanım yok. Yazacağım bisürü yazıdan bir kısmı da bunlar. Ama yazacağım. İstiklal Marşı’ndan daha tanınmış denmesine karşıyım. İstiklal Marşı kötü bir marş olabilir, sözleri de yeterli olmayabilir ama biçimsel de olsa saygı duyulması gerekir. Sabahattin Ali’yi yukarı çıkarırken, İstiklal Marşı’nı aşağı indirmek doğru değil. Gerçekçi olmamız gerekiyor. Her milletin ulusal bir marşı vardır. Bizimki kötüdür filan. Ama ne yapalım… İnşallah toplumsal yapımız düzelince çok daha iyi -bunun da hakkı verilerek- millî marşımız olur. Sabahattin Ali’nin koşması ile onu bir tutamayız. Yani çok güzel bir pilaki ile güzel bir kadını bir tutamayız.
Aziz Nesin, Sora Sora Cennet Bulunur-Söyleşiler, Nesin Yayınevi, s. 182-183
İdris Küçükömer - Düzenin Yabancılaşması - Batılaşma
Daha sonra birikim ve geniş pazar, sanayi devrimini getirdi. Bu bir yandan makineli ve kitle halinde üretim ve öte yandan da işçi sınıfının bir gecikme ile büyümesi demekti.
"Mehmet Akif, kendinden geçmişti. Dudaklarından kendi yazdığı İstiklâl Marşı’nın mısraları dökülüyordu."
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 29 temmuz 1922 tarihli oturumunda, Erzurum Milletvekili Salih Efendi’nin Kurban Bayramını tebrik etmek üzere Batı Cephesi’ne
Millî marş
Marş için bir edebiyat dehasının değil, İstiklal fırtınasının uğultusunu can kulağı ile duymuş birinin haykırışı kâfidir.
Mehmet Âkifte ölüm duygusu…
“Nazlı Hilâl”in artık kaşlarını çatmadığı, bayrağın ufuklarda şafaklar gibi dalgalandığı, Hakka tapan milletin istiklâl hakkını bütün dünyanın tanıdığı, bir milletin bir vatana döktüğü ve dökeceği kanları helâl ettiği, hür yaşamış bir ırkın hür yaşamak andını tekrarladığı şu günlerde ölmeyecek bir ölüyü, başta gençler olmak üzere, milletçe anıyoruz.
Dün ve Bugün!
Hepsi, Türk İstanbulda, Fransız milli bayramını kutluyorlar ve hepsi, Türk İstanbulda, Fransız bayrağını selâmlıyorlar...
""[Ş]imşekler mürekkep olmalıdır, yıldırım kalem" ki; ancak o zaman gözlerimizin önünde bu manzara tecessüm edebilsin!.."
"Bu iki kıta kasten okutulmamıştır!"
Tarihimizin dolup taşan menkıbelerini akılla, menfaatle izah, elbette mümkün değildir:


