...
Önce kadınlığın, ameleliğin, Aleviliğin, Kürtlüğün ortaya nasıl iseler öyle çıkmadığını, çıkarılmadığını ve dikkatlerin kadınlar, ameleler, Aleviler, Kürtler bakımından iyi olanın hangisi olduğuna çevrilmediğini vurgulamamız gerek. Hepsi bu yazının başlığında olduğu gibi istenmeyen yerlerinden ve kastî bir yanlışlık eseri bölünmüştür. Türkiye'yi yurt belleyenlerden biri olduğumuz takdirde bu sıralananların hepsi tıpkı bu yazının başlığında olduğu gibi üzerimizde yabancılaştırıcı bir tesir uyandırıyor. Mezkûr tesir sebebiyle çok önemli bir soru zihnimizde beliriyor: Acaba hayatiyeti kendi varlıklarını da destekleyen Türk toplumunun bileşenlerinin problemli bir bölümünden mi söz etmekteyiz; yoksa varlığı tartışmalı bir Türk toplumundaki yerleri ayrıksı (Fr.Excentrique, İng.Eccentric) kabul edilen unsurlar kendilerini bir yıkımdan zarar görmeyecek biçimde tahkim etmeye mi çalışıyor? Türkiye'de yaşayan insanların haklarının güvenceye kavuşması Türkiye'nin şimdi bulunduğundan daha üst bir basamakta bütünleşmesine ve kenetlenmesine mi yarayacak; yoksa ayrıksılığın pekişmesi yasal kılıflara büründürülerek Türkiye dışardan alacağı her türlü etkiye açık bir gevşek dokuyu benimsemek mecburiyeti altında mı bırakılacak? Özetle, Türkiye'de Kürtler, Aleviler, ameleler, kadınlar hakkında herhangi bir uluslar arası standart benimsemek ve bu standardın uygulama alanı bulması için uğraşı vermek Türkiye'yi kendine mahsus bütün standartlardan mahrum bırakmak demektir. Alafrangalık adını verdiğimiz tutum Türkiye'de uygulanabilir bir uluslar arası standart bulunduğu varsayımıyla hareket etmeyi ve o standartların hepsinin bilhassa "ethno-centric" olduğu hususundaki gafletle övünmeyi gerektirir. Alaturkalık ise alafrangalığın çiğliğinden doğan kusurları gizlemeyi ve elinden gelirse gidermeyi kendine görev saymıştır.
Biz İstiklâl Marşı Derneği olarak kurulduğumuz günden itibaren şunu söylüyoruz: İslâm’ın içinde hiçbir kötülük yoktur ama İslâm’ın dışında hiçbir iyilik yoktur! “Bunu gâvurlar daha iyi yapıyor” dediğiniz zaman İslâm’ın dışında bir iyilik arıyorsunuz demektir.
Dünya tarihinde, insanlık tarihinde iki büyük kırılma var. Birisi Kur’an-ı Kerim’in nazil olması, diğeri bugün Türkiye toprakları dediğimiz yerin darü’l-İslâm hale gelmesi. Bunları bir anlamamız lâzım. Kur’an-ı Kerim’in nazil olmasının insanlık bakımından önemi nedir?
Zaten Siyasal İslâm’ın mayası sağlam değildi. Yani Siyasal İslâm ortaya çıktıktan sonra bir takım şuurlu Müslümanların bu hareketi sıhhate kavuşturmak üzere harekete geçmeleri gerekirdi.
Hevvez, hutti, kelemen
Ben bu işe gelemen
Bacaklarım gısacuk
Falakaya giremen
(Türk çocuklarının bir tekerlemesi)
İstiklâl Marşı’nın beste yarışması açılmıştır. Yirmi dört beste gelir ve bir karara bağlanmaz, İstiklâl Marşı bir besteye oturtulmaz. 1930’a kadar İstiklâl Marşı yirmi dört farklı besteyle değişik değişik bölgelerde söylenerek gelir.
ERİMEZSEN ERİTİRSİN
Türk demokrasisinde Müslümanlar, merkezî yeri işgal ediyor. Yahut eğer Türkiye’de demokratik bir rejim sözkonusu ise, bu rejimin, üzerine nakış işlenen kumaşı Müslümanlıktır.
Yani her aşamada önümüzde Türkiye için hayrı talep eden, hayır için dua eden enayiler ve Türkiye’nin asla paçasını kurtaramayacağını düşünen uyanıklar vardı. Bugün hâlâ aynı şey söz konusu.
Balkan Harbi ve Seferberlik tecrübesi bize çıkacağımız düzlüğü de takip edeceğimiz hattı da İstiklâl Marşı’nın yazılması ile gösterdi.


