“Benim Mehmet Akif hakkında bir araştırma yapmamın güncel bir nedeni de oldu. 1979 yılının 8 Ağustos günü yeni öğretim yılına açılış töreninde Ortadoğu Teknik Üniversitesi'nde İstiklal Marşı söylenirken bir grup öğrenci ayağa kalkmadı. Kalkan arkadaşlarını da ceketlerinden, eteklerinden çekiştirerek oturtmaya çalıştı. Aynı öğrenciler, İstiklal Marşı bitince ayağa kalktılar ve Enternasyonal Marşı'nı söylediler. Konu gazetelere yansıdı ve gazeteler haftalarca bu olayı tartıştı. Parti başkanları demeçler verdi. Köşe yazarları görüşlerini belirttiler. Bunların büyük çoğunluğu İstiklal Marşı'na saygı duyulması gerektiğinde birleşirlerken, ODTÜ'de dağıtılan ve panolara asılan bildirilerde Marş "gerici, ırkçı" ilan edildi. Onun karşısına Enternasyonal Marşı çıkarıldı. İşin ilginç yanı, İstiklal Marşı'na saygısızlık, yalnızca bir grup sol öğrenciden geliyor değildi. O günlerde dinci bir partinin Konya'da düzenlediği bir mitingde büyükçe bir grup, İstiklal Marşı söylenirken "ezan isteriz" diye yere oturdu.”
Zirâ, İstiklâl Marşı'mıza karşı gösterilen saygısızlık - hemen her zaman ve her yerde rastladığımız ve maalesef garip, mânâsız bir alışkanlığın tesiriyle tabii bir olay gibi karşıladığımız - çok hazin ve yüz kızartıcı bir gerçektir
Mehmed Akif ve Nurullah Ataç..
Nurullah Ataç’ın hatası, “Mehmed Akif” i henüz yeni tanımağa çalışmış olmakla başlıyor.
Bana İstiklâl Marşı’nın nasıl bir hava içinde doğduğunu sordunuz. Her ot, her çiçek, her ağaç ve her hayvan, bir iklim içinde doğar. Bunların şekilleri, renkleri ve kokuları üstünde, o iklimin tesiri, dünyanın bildiği bir hakikattir.
Gene Milli Marş
Milli marşın İstanbul radyosunda niçin çalınmadığı hakkında yazdığım yazıdan sonra, bu meselenin efkâri umumiyede uyandırdığı akisler, hassas bir noktaya dokunduğumu ispat etti.
Cihanın yedi ikliminin yetiştirmesi, çeşit çeşit renk renk insanlar, vahşet bahsinde ittifak etmişler, kudurmuş gibi saldırıyorlar, her taraftan gülle, ateş yağdırıyorlar… Fakat bütün bu cehennemî taarruz, “pâk alnının istihkâmına sığınmış kahraman Mehmed’in göğsünde sönüyor.”
İdris Küçükömer - Düzenin Yabancılaşması - Batılaşma
Daha sonra birikim ve geniş pazar, sanayi devrimini getirdi. Bu bir yandan makineli ve kitle halinde üretim ve öte yandan da işçi sınıfının bir gecikme ile büyümesi demekti.
Bizim maatteessüf daha istikrâr etmiş bir millî marşımız yoktur.
Âkif beyin güftesi fena mıdır? Bu güftenin uzunluğunun mahzuru var mıdır? Suallerine ben “her şeyden evvel beste lazımdır. İnsana asıl tesir eden kelimeler değil bestedir. Zirâ mûsikîyi insan her damarında, her sinirinde ayrı ayrı hisseder. Güfteden mütehassıs olan yalnız dimağdır” diyeceğim. Yoksa Âkif beyin güftesi pek kuvvetlidir.


